Seslere de ilhâm olup yol gösterdi bana ana,
Cânından cân koparken de "Cân! Cân!" dedi câna ana.
Her din bir başka zikreder, başka seslenir Tanrı'ya
İsevîlerin içinde sen ses oldun çana ana.
İnsan neslinin devâmı ana rahminin görevi,
Yâr edilmiş atalara, sultanlara, hâna ana.
Ana demişler toprağa, topraktan yaranmış her şey,
Rahmet olarak yağmış su, içsin kana kana ana.
Toprak ana rahmet ile bereket olur buğdaya,
Hamurunu yoğururken lezzet olur nâna ana.
Eğer ona benzemezse güzelden sayılmaz güzel,
Dünya güzelinden bile çok güzeldir ra'nâ ana.
Beni dünyaya getirip bırakıp gitti ahrete,
Ben dünyadan uğurlarken el salladım sana ana.
Dünyaya baş eğdirenler, keyifle sana baş eğer,
Sana olan saygısızlık eksikliktir şâna ana
Her seher bir yeni gündür, yeni bir başlangıç her gün,
Sabahın seher rengini, sen verirsin tana ana.
Vatan da ana olunca, her bölgede elbet olur
Ana gibi bakılmaz mı o güzelim Van'a ana.
"A"yı sessiz sesler ile bezeyince bunlar çıktı,
Ana nidâsı yayıldı seslerden her yana ana.
"Z"den de zann gibi sesler üretebilirdim amma
Utandım "z"den bağışla! "Z"den çıkmış 'zana' ana!...
Anasız hayat olmazmış, anasız dünya dolmazmış,
Vatana da ana denir, anadır vatana ana.
08 Haziran 2010/ İzmir
Mustafa ASLAN
Dip-not:
* zan ve zann'nın lügat ve sözlüklerde karşılıkları var ama "zana"nın anlamını ben bulamadım. Bölücülerin önderlerinden birinin soyadı olması hasebiyle çok kullanılan bir sözcük olarak inkâr da etmedim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder