Kırk bin; çoluk-çocuk, erkek-kadın, resmî-sivil, asker-polis, şehirli-köylü vatandaşın katili bir psikopat korkak alçak, "Açılımcı Demokrat Müslümanlar" sâyesinde, Devlet'le dalga geçiyor!
Dünyanın gözü önünde, süklüm-püklüm, pis canı için salya-sümük; "Zaten benim annem de Türk'tür. Devletin emrindeyim!" diye baş eğen, diz çöken korkak bir alçak, Devlet'le pazarlık yapar konuma getirildi!
Devlet bu korkağı mahkûm mu etti, yoksa bu sünepe Devleti rehin mi aldı? Böyle aciz bir Hükümet'e; yeni bir devlet kurmuşça Anayasa yapmak hakkını, kim verir? Ömür boyu hapse mahkûm bir zavallıya hükmedemeyen bir Hükümet'in, Anayasa yapmak hakkı olabilir mi? Üç-beş isyankârdan korkanların yapacağı anayasada "Devlet Kudreti" olur mu?
Haçlı'nın dikte geceyarısı yasalarıyla, asâyişi bitirilmiş bir ülkede; beş bin koruma olmadan bazı şehirlerine gidemeyen bir Başbakan'ın gücüne kim inanır?
Hâkim Devlet; dîni söylemle; "Ey îman edenler", Devlet diliyle; "Ey Müslüman Türk'ler, Ey Müslüman halklar, Ey Hristiyan Rumlar, Ermeniler, Süryâniler, Ey Ne mutlu Türk'üm diyene diyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları; hepinizi eşit derecede sever ve gözetiriz, siz de aynı derecede Devlet'e saygı zo-run-da-sı-nız! Devleti saymayana saydırır, baş kaldıranın başını e-ze-riz!" diye kesin bir dille konuşmadan, konuştuğunu yapmadan Devlet mi olur? Bu gücü olmayan hükümetin Anayasa yapmaya hakkı mı olur?
Haçlı'nın "dikte geceyarısı yasaları"yla, "asla dokunulamaz"laştırılmış yeminli yalancılar; "KCK teröristse, biz de teröristiz! Bu isyanı bu şekilde bastıramazsınız!" diye isyân ettiklerini Gâzi Meclis'te açıkça söylüyorlar! % 6 Kürt nüfusun tamamının temsilcisiymiş gibi KCK-PKK denilen terör örgütüne ve idam artığı alçak başına, zorla hükmi şahsiyet alıyorlar!
Devlet yönetsin diye % 50 gibi bir çoğunlukla seçilen Hükümet, bunların; "Has..tirin! Meşenin dalları nerenize ...? Sana mı soracağız ulaan?" hakaretlerini duymazdan gelecek, acze düşecek ve nüfusun % 94'ünü, bu çapulculara ezdiren bir Anayasa yapacak ve ben, kabûl edeceğim öyle mi?
Bütün bu acziyeti ve teslîmiyeti İslâm'la maskeleyip "takva" arkasına saklanarak, tarihte hiç olmamış bir din birliği ile bu ayıpları örtecekler, ben de seyredeceğim öyle mi?
Eşlerine söz geçiremeyen yandaş "dolma kalemler", televizyonlarda toplum adına konuşacak; yenilmiş, İmralı mahkûmuna mahkûm bir tablo çizecek, doğruyu dinleme şansı olmayan milletin aklını karıştıracaklar, ben de itiraz etmeyeceğim öyle mi? Bu yazdıklarım Müslüman Türk Milliyetçisi benim sözlerimdir, bilerek tekil yazdım!
Tam da yeri gelmişken son günlerde yeniden kaynatılmaya başlanan ümmet mi, millet mi fitne kazanına da bir dalıverelim!
"Bir dağ ne kadar yüce olsa bir kenarı yol olur" diye bir gazelimiz var. Ne alâka mı? Buyurun: Haçlı Müslümanlar, son günlerde; "Hira Dağı kadar Müslüman, Tanrı Dağı kadar Türk'üm." sözünü dile dolamışlar! Bu konuda ben de konuşayım! İki dağ bahse konu; Hira ve Tanrı Dağları. Her ikisinin de kenarında yollar var. Dağdır deyip geçmek mümkün ama patlarsa âfete neden olan barajları; yatağı değiştirilen derelerin kuvvetli yağışlarda eski yatağına dönerek orada oluşturulan yerleşim yerlerini yok ettiğini-edeceğini unutmazsak dağlar ile derelerin yatağı ile uğraşmayız!
Dîne atfen söylenen, Hira Dağı eteğinde; mezhepler, sayısız tarîkatler, cemaatler türetmişler! Şeytan kurnazlığı ile Arapça bilen, Allah ile aldatanlar, Kur'an'ca dedikleri bir dille cennet pazarlama tezgâhları açmışlar! Allah belâlarını versin!
Millete atfen kullanılan, Tanrı Dağı eteklerinde de; ırkçılık, halkçılık, sosyal demokratlık, demokratik solculuk, ulusçuluk, kemalistlik v.s. tezgâhlar türetmişler! Bunları da aydın edasıyla satan, kurnaz demokrat pazarlamacılar var! Allah onları da kahretsin!
Bütün bunlara rağmen -yine bilerek tekil- ben; "Eşhedü en lâilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Abd-i Hû ve Resûl-ü Hû" ikrârımla te'vilsiz bir Müslümanım ve; "O'nun delillerinden biri de gökleri ve yerleri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin değişik olmasıdır."(Rûm-22) Âyeti'nden anladığımla beni, Türk rengimle ve Türkçe lisânımla yaratan Allahım'a yerlerle gökler arası kadar şükreden bir Türk'üm.
Tanrı Dağı eteğindeki yollardan, Hira dağı eteğindeki "Sırat-el müstakîm" ile kesişen "Türk Milliyetçiliği" yolunda sefere çıkmış bir Türk Süvâriyim. Ya yol bitecek saipse, ya da bu kutlu yolda ömrüm!... Hür aklımla seçtiğim bu yolu; kim, ne derse desin çok seviyorum vesselâm...
"BEN BİR TÜRK'ÜM. DÎNİM CİNSİM ULUDUR"
Selâm, sevgi, dua...
Mustafa ASLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder