Cumartesi, Temmuz 30, 2011

ÂSÂKÎR-İ DİYALOG-U RECEBİYYE...

Biz bu senaryo ve filmi izlemiştik!
1700'lü yılların başlarında III.Selim'in başlattığı batılılaşma hevesiyle Nizâm-ı Cedîd (Yeni Düzen) hayâlinin Osmanlı topraklarından vazgeçemeyen Haçlı'nın diplomatik dayatmalarıyla gayr-ı müslîm tebaaya dinsel tavizlerin verilmesine itiraz eden ordu'yu ıslâh için başlatılan uygulamalar sürmüş; II. Mahmud'un "Âsâkîr-i Mansûre-i Muhammediyye"(Muhammed'in Gâlip Askerleri) adıyla yeni ve Padişah'a bağlı, özel maaşlı kuvvetlerin kurulmasıyla neticelenmişti! Bu Padişah'a bağlı ve siyâsetin tam göbeğindeki silahlı güçlerin, ordudan başka herşey olması yüzünden de koca bir cihan imparatorluğu yok olmuştu!
Günümüzde de; dokunmanın ibadetten sayıldığı, BOP Eş Başkanı Başbakanımız'ın "İleri Demokrasi" hayâlini gerçekleştirecek olan "Âsâkîr-i Diyalog-u Recebiyye" (Recep'in Diyalogcu Askerleri) kuruldu. Hayırlı olsun!
Gözünüz aydın Türkiyeli'ler!
Geçmiş olsun uyuyan Türkler! Geçmiş olsun Muhteşem Türk Atatürk'ü linç ettiren Atatürkçüler-Kemalistler!
Ulusalcılar; "Ordu göreve" diye bağırdıklarında, niye itiraz ettiğimizi, şimdi anladınız mı? "İmam camiye, asker kışlaya" diye niye feryâd ettiğimizi anlatabildik mi şimdi? Kendinizle berâber kazdığınız tuzağa koca Ordu'yu da düşürdünüz farkında mısınız?
Veya size de bu görev mi verilmişti de hangi taşı kaldırsak altından Doğu Derinçek'in, on yılda bir adı değişen adamlarının çıkması, bu yüzden miydi? "Ordu göreve"ymiş! Ordu'nun görevi sınırları korumak değil mi? Ordu'nun görevi; lazım olduğu sürece NATO'nun talimatlarıyla, seçimden seçime muhtıralar, e-muhtıra'larla yıllardır camilerde, cemaat evlerinde "vesâyetten" şikayetlenerek mazlûma yatanların elini kuvvetlendirmek miydi?
Demedik mi; "Size ne siyâsetten? Siz sınırlarımızı muhafaza edin! Allah korusun ölürseniz şehidimiz, kalırsanız gâzimiz olun! Siyaseti; deneme-yanılma yoluyla bize, millete bırakın!" Şimdi söyleyin; kimmiş Ordu düşmanı? Koca şanlı Orduyu, NATO Generalleri sâyesinde ne hâle getirdiniz, gördünüz mü?
Adamlar Pensilvanya'daki Diyalog Vaizi'ne; Siyaset ve basın üzerindeki bu askeri vesâyetin "Hilmi Özkök Genel Kurmay Başkanı oldu zaman." biteceğini, Nazlı Ilıcak'ın o günkü Kocası Emin Şirin ağzından herkese duyurdular! Hazmettirdiler, alıştırdılar! İstenilen durakta inilecek "Demokrasi Tramvayı"na bindiler! İstemediklerini vagonlardan attılar! Karşı koyan Paşa ve yazarları, Atatürk ve Cumhuriyet Kazanımlarına sâdıkları; AB dikteli "Geceyarısı Yasaları" ile cezaevlerine tıktılar ve "Demokrasi Tramvayı" ile istedikleri duraktalar şimdi! Helâl olsun!
Başımıza çuval geçirildi tınmadık! Kozmik Oda'ya girildi; "Demokrasi kazanıyor." dediler! Demokrat NATO Generalleri, silah arkadaşlarının tek tek, ördek misali toplanmalarına seyircilik ettiler! Hatırlatmak için yırtındık! Sesimizi duyuramadık!
Yavuz Selim Demirağ; bir sene önce, AKP'nin Genel Kurmay Başkan vekili'ne dikkat çekti, anlamadık!
Geçmiş olsun uyuyan Türkler! "Uyu uyu yat uyu" fişini alfabemizden çıkartan -Necip Fazıl'ın deyimiyle- Ş/erbakan Hoca, demek ki başka bir dua ile efsûnlamış ki Türk'ten başka herkes uyandı, biz hâlâ uyuyoruz! Yatan öküzün başına da ayaktaki öküz pislermiş! Nizam-ı Cedîd uygulamasında Yeniçeri'den kurtulmak için; yeni ve Padişaha bağlı silahlı kuvvetleri kurulmuştu. Şimdi de Başbakanlığa-İçişleri bakanlığı vasıtasıyla bağlı yeni "Silahlı Polis Kuvveti" kurulduydu zaten! Hayırlı olsun! Ne zaman olur bilmem, sıram bir daha gelinceye kadar ne söyleyebilirsem söyleyip sonra cezaevi mi, toplama kampı mı her neyse alındığım yerde fikir hürriyetimi doyasıya yaşayacağım günleri beklemeğe başladım! Hiç değilse yönümü duvara, yüzümü havaya çevirip istediğime, istediğim üslûpla ve yüksek sesle küfretme hakkımı kullanırım ta ki nefesim kesilinceye kadar vesselâm...
TÜRK TÜRK'Ü KORUMAZSA TANRI TÜRK'Ü KORUMAZ...
Selâm, sevgi, dua...
Mustafa ASLAN

Hiç yorum yok: